Cuma, Şubat 29, 2008
Salı, Ekim 30, 2007
Cumartesi, Eylül 15, 2007
Keçe Sanatı
.jpg)
Ramazan'ın ilk günü takı malzemeleri satan bir mağazada keçeden yapılan objeleri görme fırsatı yakaladım. Hatta keçeden nasıl çiçek yapıldığı, ipek kumaşla nasıl kombine edildiği hakkında fikir sahibi oldum. Bu ufacık gösteri benim çok hoşuma gitti.
Ülkemin sanatlarından unutulmaya yüz tutmuş ve yabancılar tarafından tekrar gündeme getirilmiiş olan bu sanatı bir yabancıdan öğreneceğim hiç aklıma gelmezdi. Gösteriyi sunan bayan bu sanatı Tire'de öğrenmiş ve Hollandalılara öğretiyor! Keçe kuru ve ıslak olmak üzere iki şekilde çalışılıyor. Bize ıslak yöntemle yapılan çalışmalar gösterildi. Ben çok sevdim bu sanatı. Bu gösteri sayesinde biraz daha araştırma yapıp keçe deryasına daldım. Artık böcekler bana yaklaşmayacak!
Geçmişi Hunlar`a kadar uzanan keçe, o zamanlarda çadır yapımında kullanılırmış. Bizim ülkemizde ise çobanların kullandığı kepeneğin asıl amacı soğuk havadan korumak değilmiş! Yılan, akrep gibi zehirli hayvanlar keçe üzerinde yürümekten pek hoşlanmadıkları gibi kokusunu çok uzak mesafeden hissedip yaklaşmazlarmış. Keçenin bilmediğim bir özelliğini de öğrenmiş oldum araştırmalar sayesinde.
İstenilen renklerde yün elle koparılıp yuvarlak şekilde naylon üzerine döşeniyor. Sabunlu ılık suyla ıslatılıyor. Üzerine tekrar naylon serilip yünlerin iyice pekişmesi için elle bastırılıyor. Yeşil renkte yün koparılıp çiçeğin sapı oluşturuluyor. Eller arada bir bizim zeytinyağlı sabunumuza sürülüyor.
Keşke video kameramı götürseymişim! Cep telefonu ile ancak bu kadar oldu. Telefonumun hafızası da doluymuş. Bir taraftan bayanı izlemeye, bir taraftan hafızayı boşaltıp çekim yapmaya çalıştım. Ancak bu kadar görüntü alabildim. Oradan ayrılırken; son izleyici olmanın verdiği bir şans olsa sanırım, yapılan çiçeklerden birini hediye olarak almak beni çocuklar kadar mutlu etti.
Perşembe, Mayıs 31, 2007
Pazartesi, Mart 26, 2007
Pazartesi, Şubat 19, 2007
Salı, Haziran 20, 2006
Gerdanlık
Perşembe, Haziran 15, 2006
Kolye
Takı kursumuz sezonu kapatmak üzere. Yukarıdaki kolyeyi artan boncuklardan tasarladım. Altın rengi çivilerimiz çok az kaldığı için gümüş rengini kullandım. Bana göre altın veya bronz renkte çiviler daha çok yakışırdı. Boncukların güzelliği pek belli olmamış, aslında hepsi de çok güzel.
Salı, Kasım 22, 2005
Fayansım
Daha önce seramik müzesinde yaptığım çalışmadan bahsetmiştim. Yukarıdaki fayansı çok kolay yapacağımı sanmıştım ama işin başına geçtiğimde hiç de öyle olmadığını anladım. Belki televizyonda görmüşsünüzdür, ilkönce model kağıda çizilip iğne ile modelin üzerine delikler açılıyor. Bu patronu obje üzerine yerleştiriyoruz, bir pamuğu kömür tozuna batırıp (odun kömürü tozuydu galiba) kağıdın üzerine sürüp tozların obje üzerine geçmesini sağlıyoruz. Benim fazla vaktim olmadığı için orada hazır olan lale desenli kalıbı kullandım. Siyah özel bir boyaya yine özel bir kontür fırçası ile lale deseninin kontürünü geçtim. Desenin içini de yine yumuşak bir fırçayla boyadım. Farklı tonlarda renk elde edebilmek için su miktarını artırmak gerekiyor. Ben sulu boya gibi kolay çalışacağımı zannetmiştim ama yapılan hataların dönüşü olmadığını anladım. Seramik o kadar çabuk suyu çekiyorki boya hemen kuruyuveriyor. Mümkün olduğunca çok açık tondan başlayıp koyuya doğru renklendirme yapmak en akıllıca olanı. Ben bu ilk çalışmamda bunları öğrendim. Boyama işlemi bittikten sonra atölyeye objemizi fırınlanmak ve sırlanmak üzere bırakıyoruz. Aşağıda gördüğünüz fırınlanıp sırlanmış hali. Belki hayal kırıklığına uğramış olabilirsiniz. Daha güzel renklerde büyükçe bir tabak ya da vazo boyadığımı düşünenleriniz olmuştur, atölyede de küllük, minik vazo, fayans ve kolye uçlarından başka seçeneğimiz yoktu.
Cuma, Eylül 30, 2005
Çarşamba, Eylül 21, 2005
Goblen işleme
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



